|
AYAKTOPUNDAKİ, AYAK
OYUNLARI!
Yönetenlerin etki alanları altındaki her kuruma egemen
olma, etki alanları altında olmayanları da egemenlikleri altına alma
doğrultusundaki kararlılıkları bilinmeyen bir durum değil.
Bu durumun kanıksanmış olduğu bile söylenebilir.
Bir bakıma, “çoğulculuk” değil de
“çoğunlukçuluk” yansıtsa da bu durum, hak ettiği karşılığı
al(a)mıyor oluşu bu yaklaşımın her geçen gün daha da geçerlilik
kazanmasına yol açıyor.
Türbanla örtülen gündemin ağırlığı yukarıdaki görüşlerle
birebir örtüşen önemsenmesi gereken bir durumun da güme gitmesine yol
açmış oldu.Hatta, “ayak oyunları” ile öne çıkması gereken bu
“ayaktopu” öyküsü “uzlaşı”, “kavgasız, gürültüsüz” genel
kurul gibi tersine bir takım çıkarımlarla kahramanlarına “zeytinyağı
gibi üste çıkma” fırsatı da vermiş oldu.
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) geçtiğimiz haftaki
seçimli genel kurulunda tarihinde hiç olmamış bir “uzlaşı!” ile
yeni yönetimini seçti. Denilebilri ki; “dayatma” ve “zorlama”nın
adı uzlaşı olarak değiştirildi.
Dayatma ve ele geçirme kültürüne eğilimleri bilinenler
bakımından şaşılacak durum olduğu söylenemese de, değişen koşulların
ortaya koyduğu yeni duruma uyma konusundaki beceri parmak ısırtacak
türdendi.
TÜBİTAK hukuksuzluğundan sonraki süreçte, ele geçirme
konusundaki adımları daha özenli atanlar bu kez işi “kitabına
uydurma” konusunda da hazırlıklıydılar. Hem özerk görünen hem de ele
geçirilebilecek bir kurum oluşturulmuştu önceden yaşama geçirilen yasa
değişikilikleriyle.
Yeniden seçicilere dönülecek olursa, denilebilir ki;
yasal düzenleme ile bir yandan etki altındaki yerel yönetim kılıflı
kurumların seçmen ağırlığı arttırılırken diğer yandan da oluşturulan
psikolojik ortam her koşulda “güce tapma”ya hazır olanların
desteğini almayı da kolaylaştırmış oldu.
Ama, her şeye karşın, tarihsellikleri ile, halk
arasındaki destekleri ve gelenekleri (ya da olması gerekenlerin) ile
öne çıkanların sergiledikleri akıl almaz edilgenlik, uysallık ve hatta
biraz daha ileriye gitmek şeklinde algılanması pahasına
“omurgasızlık” olarak da tanımlanabilecek duruş bozuklukları nasıl
açıklanmalı?
Ayaktopu ve onunla bağlantılı bir dizi etkinlik, batıda
olduğu kadar olmasa da ulusal ölçekte yabana atılmayacak getirim (rant)
olanağına kavuşmuş bir tür endüstriye benzetilebilir.
Bir yandan mutlak gücün yarattığı hemen her alana egemen
olma dürtüsü ve diğer yandan da bu alanda giderek büyüyen getirim (rant)
pastasının dağıtımını yönlendirme isteği doğaldır ki; gücü kendinde
toplama girişimlerini yoğunlaştırmıştır.
Ayaktopu ile ilgisi izleyicilikten öteye geçmeyen bir
yurttaş olarak ilgi duyuyorum!
Hemen her alana egemen olan “güce tapma”,
“korkaklık” ve “omurgasızlık” gibi eğilimlerin ayaktopunu da
sarmış olması bu alandaki ilkesizlikler de anımsandığında şaşırtıcı
olmayabilir!
Ayaktopunda son yaşananlar, ayak oyununun bu alana da
egemen olmuşluğunun belgesi gibi görünmüyor mu?
Ceyhun BALCI, 16.02.2008
|