ULUSAL DEVİNİM

 
Ana SayfaBaşlarken...YazılarGezginYararlı BilgilerÖzgeçmişÇerçeve

 

İki K’nın yaman çelişkisi : Kosova ve Kıbrıs!

 

Slovenya, Hırvatistan, Bosna-Hersek, Makedonya, Karadağ ve Kosova...

Yukarıdaki parçalar birleştirildiğinde ortaya çıkan resim Yugoslavya’dır.

Bölündüğü yetmemiş gibi, bir de bombalanmıştı. Gerekçe de hazırdı! Oysa, sığındıkları o gerekçe de kendi gözleri önünde ve denetimleri altında üretilmemiş miydi?

Eski Yugoslavya yutup, sindirmek için oldukça büyük bir lokmaydı. Daha kolay olan hem etnik hem de dinsel  farklılıkları kullanarak parçalamak ve alt edilmesi zor bir gücü etkisiz duruma getirmekti.

Yapıldı da!

Biz bu filmi pek çok kez izlemedik mi?

Dünyanın değişik yerlerinde, değişik zamanlarda ve elbette değişik oyuncularla!

Bir başka nokta da, bağımsızlık açıklaması hazırlığında olan Kosova kentlerinin duvarlarını  kaplayan albenili duyurular! Hemen hepsinde, bağımsızlık kutlamasına gönderme yapılırken “Avrupa’ya teşekkür!”  unutulmamış.

Çok da ilginç bir durum olmalı, bir ulusa bağımsızlık denen benzersiz kazancın altın tepside, yayılmacılarca sunuluyor oluşu! Böyle durumlarda ilk aklımıza gelen Irak’ın kuzeyinde yaşama geçirilme çabasında olunan “kukla devlet” olmalıdır. Çok şeyler alma karşılığında küçük şeyler sunularak yaratılan sözüm ona bağımsızlıklar!

Gücü ve saygınlığı en alt düzeye indirilen Sırbistan’ın yitirdikleri ile yetinilmemiş olacak ki; Kosova’nın da  kopartılmasıyla  son darbe vurulacak. Bir yandan moraller iyice bozulurken diğer yandan da önemli bir parçası daha koparılan devletin kışkırtılması sağlanmış olacaktır.

Kosova’da yaşananlar ve elbette coşku ile karşılanma hazırlıkları tüm hızıyla sürdürülen bağımsızlık serüveni çok daha geniş açılı bir bakışlı yaklaşımı hak ediyor olmalıdır.

Bağımsızlıksever Batı, Balkanlar’ın Kosova’sında “ayrılıkçı” yaklaşımı öne çıkartırken acaba Doğu Akdeniz’in “uçak gemisi” görünümlü Kıbrıs’ında bunca uyuşmazlığa, derin çelişki ve olumszu deneyime  karşın neden “birleştirici” bir görünüm içindedir?

Küreselleştiği savlanan dünyamızda sorgulanması gereken bir çelişkidir Kosova ve Kıbrıs’a yönelik yaklaşımlar arasındaki farklılıklar!

Özellikle, Güney Kıbrıs’taki olası yönetim değişikliğinin gölgesinde yeniden ısıtılmaya çalışılan senaryoya göre Kıbrıs’ta “birleşme” adı altında bir yandan bir toplumun diğerinin potasında eritilmesi tasarlanırken, diğer yandan da Türkiye için her bakımdan önemi yadsınmaz bir bölgenin Türkiye’nin ilgi ve etki alanından çıkartılması yoluyla Türkiye’ye etkili bir darbe vurulmuş olacaktır.

Hem de, “çözüm” adı altında!

Yayılmacılığa ve sömürüye karşı olan herkesin bu çelişik tutumu iyi irdelemesinde ve sorgulamasında sayısız yarar vardır.

Her ne kadar, yayılmacının iyi bilinen yöntemi olsa da “böl ve yönet”, kimi zaman, Kıbrıs’ta olduğu gibi “birleştir ve yok et” seçeneği de karşımıza çıkabilmektedir. İlk bakışta farklı ve zıtlık içerir gibi görünse de her iki yol da aynı kapıya çıkacaktır.

Yer, zaman ve koşullara göre yöntemler ve yollar da değişebilmektedir.

Ne “bağımsız Kosova”da, ne de “birleştirilmiş Kıbrıs”ta ortaya çıkması olası  tablolar toplumların ve ulusların yararına olmayacaktır.

Yararlanan yine yayılmacılar ve sömürgeciler olacaktır!

Sonuç olarak, Kıbrıs’ta “birleşmiş” görünümü veren tablo gerçekte “kopartılmış ve yamanmış” bir devletin öyküsünü anlatacaktır.

Önemli olan, bağımsızlıkların da birleşmelerin de ilgili ulusların yararları ve çıkarları doğrultusunda tasarlanmasıdır.

Bu yapılmadıkça, albenili sözcüklerle bezenmiş  bağımsızlıklar da birleşmişlikler de sömürgeciye ve bu durumdan yararlanan yayılmacıya hizmetten öte bir anlam taşımayacaktır.

Ceyhun BALCI, 16.02.2008