ULUSAL DEVİNİM

 
Ana SayfaBaşlarken...YazılarGezginYararlı BilgilerÖzgeçmişÇerçeve

 

G (ö)REV!(*)


 

 

 

İç karartan dünyada, bırakınız ilerlemeyi ya da yol almayı elindekileri yitirme eşiğine getirilen Türkiye'de Haber İş'in Telekom'da başlattığı grev o kadar işlevsel oldu ki; "bir taşla bir çok kuş vuruldu".  Grev, toplumu uyandırma, ona yol gösterme  görevine dönüştü desek yeridir.

 

Telekom grevi, Amerikalı'ların  limanlarını, Fransız'ların yoğurtlarını ve İspanyol'ların gaz şirketlerini yabancılaşmaktan korudukları bir dönemde, Türkler'in hem stratejik hem de ulusal güvenlik sorunları yaratmaya aday bir varlıklarını elden çıkarma konusundaki "cömertliklerini" bir kez daha anımsatmış oldu. Özelleştirme ve yabancılaştırmaya dayanak olarak gösterilen zarar etme, verimli çalışmama ve düşük ederle hizmet sunma olanağı yaratma gibi gerekçelerin hemen hiç birinin bulunmadığı bir durumda, bir daha edinilmesi çok da kolay olmayan bir varlığı, üstelik kökeni belirsiz bir anamal grubuna "devretme" mantığının ipliğini pazara çıkarırcasına gözümüzün içine sokmuş oldu.

 

Türkiye'de örgütlenme ve hak arama  düzeneklerini kısıtlayan bir dönüm noktası olarak görülen 1982 anayasasının yol açtıkları saymakla bitecek gibi değildir. Ancak, o kadar gerilere gitmeden bugün sahnelenenleri de görmezden gelmemek gerekir.

 

Kaçımız farkındayız? Bugün, zaten giderek zayıflayan, etkisizleşen sendikal örgütlenmeye,   baskı  ile sendika değiştirtme yolu ile"evcilleştirme" uygulaması aracılığı ile son darbenin vurulmak üzere olduğunun!

 

Bu grevin daha ilk gününde, toplumu aydınlatmakla ödevli basının düştüğü durum da değinilmeye değer olmalıdır. İlk haberler Telekom'a ait "fiberoptik kablolar"ın kesildiği yolundaydı. Her ne kadar kesenlerin kimliğine ilgi gösterilmese de bu haberlerde hedef elbette  sendika ve grevdi.

 

Diğer yandan, iletişimin felç olabileceği gibisinden bir hava da yaratılmaktaydı ki; bu da hıyanet ile de özdeşleştirilmeye çalışılıyordu. Grevle yol açılabilecekler yeterince etkileyici iken; "kim, neden kessin fiberoptik kabloyu?"  Kuşkusuz,  her grevin amacı biraz olsun yaşamımızda kendini duyumsatmaktır. Yoksa, o grevin ereğine varması söz konusu olabilir mi? Elbette, ayrıcalıkları vardır bu durumun. O ayrıcalıklı durumlar da yürütme tarafından değerlendirilerek gereğinde "erteleme" seçeneği kullanılabilmektedir.

 

Basının, ilk bakışta tuhaf gibi görünen bu yaklaşımı da şaşırtıcı sayılmamalıdır. Her sözün başında, özgürlükler, AB ölçütleri diyenlerin  sendikanın adının bile olmadığı plazalardan yükselen sesleri hiç de yabancısı olmadığımız, bildik nakaratlar değil midir?

 

Saçtan başka her şeyi örten bir bez parçasının kullanımına ve asıl amacı ülkenin bir bölümünü kopartmak olan bir kalkışmaya "özgürlükler" yakıştırması ile yaklaşan basının yanı sıra her kesimden yolunu şaşırmışları yönlendiren AB yetkililerinin bu greve karşı takınılan olumsuz ve hoşgörüsüz tutumu nasıl değerlendireceklerini  ilgi ile bekliyorum.

 

Sendika denince, grevlerle olmasa da ulusal varlık ve çıkarların korunmasındaki duyarlılığı ile Petrol İş, grevin adının bile anılmadığı  dönemde THY'da grev kararı alabilen dik duruşlu  Hava İş ilk akla gelenlerdi.  Bunlara, Telekom grevini yaşama geçirerek eklenen Haber İş umarsızlığın kol gezdiği dönemde "tünelin ucundaki ışığa" eşdeğer bir katkıda bulunmuş oldu.

 

Abartılı bir değerlendirme sayılmazsa eğer, üzerimize düşen gölgenin her geçen gün koyulaştığı, umarsızlığın ve umutsuzluğun derinleştiği bu dönemde, Telekom grevi toplumu aydınlatma, onu yönlendirme ve doğru davranış biçimini gösterme görevini de üstlenmiş  oluyor. Benim belki de coşku ile tanımladığım bu grevin hiç kuşkusuz özveri, özgüven ve dayanışma gerektiren bir yönü de var. Bu bakımdan hiç de kolay bir kalkışma olmadığını da vurgulamak gerek. Kendisine de yol göstericilik yapabilecek böylesi anlamlı ve önemli bir eyleme karşı toplumun da destek olma ve dayanışma gösterme gibi bir ödevi olduğunu düşünüyorum.

 

İçimi hem ısıttı, hem de aydınlattı Haber İş'in Telekom grevi!

 

Yolları açık olsun!

 

Dr. Ceyhun BALCI

 

 

 

(*) Bir dönem, sağlık çalışanlarının haklarını almak adına "yapabilmiş" oldukları eylemleri nitelemek için kullanılan türemiş sözcük.