|
“Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin
bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız
egemenliğini koruyacağıma;
Hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik Cumhuriyete ve Atatürk
ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma;
Toplumun huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı
içinde herkesin insan haklarından ve temel
hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakattan
ayrılmayacağıma;
Büyük Türk Milleti önünde namusum ve şerefim üzerine andiçerim.”
Düzovadakiler içtikleri anda bağlı kalmayıp, seçildikleri
görevde toplumun uygarlığı ve gönenci yakalaması yolunda zerre
kadar anlamıu olmayan, tersine toplumun uygarlık ve gönenç
yakalaması bir yana elindekileri de yitirmesi ile
sonuçlanabilecek tehlikeli bir serüvene gözüpek şekilde girişmiş
oldular.
Yayılmacılığın günümüz Türkiye’sinde kullandığı iki araçtan biri
olan “dincilik” bu girişimle kestirilebilenden de fazla yol
alacaktır.
Bir
başka sorun da, bugüne kadar erişilmiş olanlarla yetinilmeyerek
siyasetin dini kullanarak ilerleme kararlılığını koruyor
oluşudur. Belli ki; kamuoyunda oluşan dinin kullanımıyla güç
kazanımının arttığı yönündeki izlenim başkalarının da iştahını
kabartmıştır. |