ULUSAL DEVİNİM

 
Ana SayfaBaşlarken...YazılarGezginYararlı BilgilerÖzgeçmişÇerçeve

 

 

 

 

 

BİR  YIL SONRA...

Hrant DİNK’in öldürülmesinin üzerinden bir yıl geçti.

Tetikçi ve kuklalar dışında belirlenen olmadı.

Bir de, bu olayı fırsat bilerek belirli odakları sorumlu tutma çabası da ilk günkü kadar olmasa da varlığını sürdürüyor.

Kurgu son derece yalın! “Hrant DİNK’in kimi düşünce ve çıkışları kimlerin düşünceleri ile karşıtlık içeriyorsa, öldürenler de onlar olmalıdır!”

Her fırsatta, hemen her yoruma “komplo kuramı” kulpu takma konusunda hünerli olanlar her nedense böylesi ciddi ve kanıta gereksinim duyan bir konuda sorumsuz ve hoyrat olabiliyorlar. Hrant DİNK’e duydukları sevginin ve bağlılığın sonucu olduğunu savladıkları yazılarında belgesiz ve bilgisiz yaklaşımları ile Hrant DİNK’e yarar getirmek şöyle dursun zarar verdiklerinin de farkındalar mıdır acaba?

Bir yıl önce bugünlerde, Hrant DİNK cinayetinin hemen sonrasında tanıklık ettiklerimizin usumda oluşturduğu kimi düşünceleri yazıya dökmüşüm. Son derece olumsuz ve onaylanması olanaksız bir durumun bile, getirim (rant) aracına dönüştürüldüğü izlenimi almış olmalıyım ki; çığırtkan satıcıların yaklaşımı ile özdeşleştirmişim kimilerinin yaklaşımlarını!

Hatta, biraz daha ileri giderek ölünün sırtından söz cambazlığına girişmek olarak da nitelemişim bu türden dayanaksız söylemleri.

Oysa, böylesine önemli  bir olayın sonrasında sorgulanması gereken başka şeyler ve noktalar da yok muydu?

Öncesinde elde edilen kimi bilgilerin paylaşımındaki yetersizlik ve ciddiyetsizlik az şey miydi? Trabzon’dan İstanbul emniyetine uzanan bir gözardı ediş süreci basit bir eksiklik olarak adlandırılıp geçiştirilebilir miydi? En azından bir can yitimi olduğuna göre yanıtımız hayır olmalıdır. Oysa, adı geçen hemen tüm güvenlik birimlerinin başında bulunanlar halâ o görevlerini sürdürmüyorlar mı? Yine, son derece büyük bir yanlış olan kimi güvenlik görevlilerinin cinayet zanlısı ile birlikte aynı kareye  girip resim çektirmeleri kadar önemsiz miydi olayla ilgili bilgileri paylaşmayarak bir bakıma ölüme çağrı çıkaranların  aymazlıkları da?

Sorulması gerekenlerden biri, “Hrant DİNK’in ölümü kimlere, ne gibi olanaklar yaratmıştır?”

Dink’in öldürülmesinden sonra, soyut ve kanıta dayanmayan suçlamaların havada uçuştuğu, ayrıntı sayılabilecek kimi noktalara takılınıp kalındığı günlerde neler yaşandığını sorgulamak yararlı olabilir.

Türkiye’nin Ermenistan ile ilişkilerini normalleştirmesi ve hatta sınırını açması istemleri yoğunlaştı bir kez daha. Elbette son derece mantıklı ve masum istemler gibidir ilk bakışta. Eğer, Türkiye karşıtlığının Ermenistan anayasasında yer aldığını görmezden gelirseniz!

Yine, izleyen günlerde dünyanın bir çok ülkesinde “Ermeni soykırımını tanıma ve kınama” yasalarının çıkartılmasının ivme kazanması bir rastlantı mıdır?

İşi daha da ileriye götürüp, “Ermeni soykırımı olmamıştır! Gerçek başkadır” demenin bile suç kapsamında algılanmaya başlanması da rastlantı sayılabilir mi?

 

Ermeni soykırımını Türkiye’nin de tanıması doğrultusundaki çabalara hız kazandırılması ve bir sonraki aşamada “ödence” ediniminin ana erek durumuna getirilmesi de söz konusu olamaz mı? Bu düşünceye destek olabilecek çok sayıda söylem ve istem karşımıza çıkartılmadı mı?

Hrant DİNK olayı başından beri vurgulandığı gibi son derece karmaşık ve çok boyutlu bir olgudur.

Başka boyutlarını gözardı eden basmakalıp kimi söylem ve suçlamalar da konunun asıl boyutunun gözlerden kaçırılmasından başka hiç bir şeye hizmet etmemektedir.

Böylelikle, Hrant DİNK’e destek ve sevgi sunma adına yapılan bir çok şey gerçekte, Hrant DİNK kullanılarak “bir taşla birkaç kuş vurma” hevesindekilerin kurgusunu gözlerden uzak tutma çabalarına desteğe dönüşmektedir.

Olayın hemen sonrasında olduğu gibi bugün de “H-rantiye” sürdürülmektedir!

Resimin bütününe bakıp asıl boyutu fark etmek yerine resimin parçaları ile oyalanmak Hrant DİNK’e de, sevenlerine de Türkiye’ye de zarar vermiyor mu?

Özetle, bu kabul edilemez ve onaylanamaz eylemin ardından geçen bir yılda bir arpa boyu yol alınamamış olduğunu söylemek abartılı olmayacaktır kanısındayım.

CEYHUN BALCI, 23.01.2008