|
ÖCALANLAR!
Soyadı üstünde olanı İmralı’da. Her geçen gün de etkinliğini arttırıyor
gibi. Ama, bildiğim bir şey varsa, o da öç alma eyleminde hiç de yalnız
olmadığı.
Öç
alma kararlılığındaki türdeşler oldukça varsıl bir çeşitlilik gösteriyor
günümüz Türkiye’sinde.
Aileye her geçen gün yeni üyeler katılmakta.
Dağ başlarında bir elleri tetikte, pusu kuranlar biçem değişikliğine
gidip, birilerinin çağırdığı gibi düz ovaya hatta kentlere inmiş
durumdalar. Bu kez ellerinde silah değil de telefon var. Hem patlatıp,
hem de izliyorlar.
O
kadar çok tür var ki; öcalanlar ailesinde.
Yazarından, sivil toplumcusuna, siyasetçisinden gazetecisine yığınla
gönüllü öç alma eylemindeki kararlılığın canlı kanıtları gibi!
Bu
öç alma sürecinin kökleri yarım yüzyıl öncesine uzansa da, alınan yol ve
ses getiren olaylar zincirinin son yıllara sığdırıldığı da bir
gerçektir.
Ekonomik krizlerin bilmemkaçıncısının hemen ertesinde sahne alan
“batan geminin malları” oyunu fazlasıyla sona yaklaşmış gibi bir
görüntü çiziyor.
Erdemir’den, Tüpraş’a, Sümerbank’tan, Seka’ya her biri Cumhuriyet ile
özdeş anıtsal nitelikteki varlıkların yitirilmesi sırasında utku
sarhoşluğu içindeki “satıcılar” tarafından dışa vurulan kimi
sözleri anımsamakta yarar var.
Az kaldı! Tekel, Petkim ve elde kalan bir kaç banka da satış konusu
olduğu anda ortada hiç bir şey kalmayacaktır.
Tepeden aşağıya frenleri boşalmış şekilde denetimsiz olarak ilerleyen
bir taşıt örneğindeki gibi, iş Merkez Bankası’nın bile yer
değiştirmesine varmış durumdadır.
Bu
sonuncusunun yer değişikliği bir yandan “güç gösterisi” fırsatı
verirken uygulayanlara diğer yandan da yakın tarihle ilgili bir “öç
alma” eyleminin de günümüze yansıması gibidir.
Tahtı ve çıkarı uğruna her şeyden vazgeçme hıyanetini gösteren saltanat
ile çevresinde pervane olmuş “mütareke İstanbul”u
ödüllendirilirken , Cumhuriyet ile özdeş olan Ankara’dan da öç alınmış
olacaktır.
Bu
taşıma işlemi de kazasız kotarılırsa eğer, edinilecek olan özgüven ve
dürtü ile başka büyük ereklere yönelinecek olması şaşırtı
yaratmamalıdır.
Yeni anayasanın öngününde olduğumuzu da göz ardı etmezsek, bu güçle
başka serüvenlere girişilmesinin önünde engel var mıdır?
Bir küçük değişiklikle Ankara’ya yani Cumhuriyet’e son darbe de
vurulabilir mi?
İlk anda, bu kadar da olmaz dedirten bir kurgu gibi görünse de gözünüze,
hiç kuşku duymayın ki; birilerinin gönlünde böylesi bir aslan da yatıyor
olmalıdır!
Çünkü, gün “öcalanlar”ın günüdür!
CEYHUN BALCI, 13.01.2008
|