ULUSAL DEVİNİM

 
Ana SayfaBaşlarken...YazılarGezginYararlı BilgilerÖzgeçmişÇerçeve

2008  için...

  2008 "başka bir dünya olası" diyenlerin eyleme geçtiği yıl olsun.

  Örnek mi?

 Belki biraz uzaklarda ama, gözünüzü bir zamanların "arka bahçesi"  ya da "muz cumhuriyetleri" olan Latin Amerika'ya çevirin!

 Oralar biraz uzak geldiyse, zaman tüneline girin! Geçen yüzyılın başında Anadolu'da "kurtuluş ateşi" yakanlara erişin!

 Rehberiniz doğru olduktan sonra "korku" yersiz.

 1919'da olduysa, 2008'de de olur! Yeter ki inanın!

 Yeni yıllar insana yaraşır ortamlarda kutlu olacaktır...

 

 

 

Yeni yılda sorular...

Kimi ülke ya da ülkeler neden başka ülkeleri egemenlikleri altına alıp sömürme çabası içinde olurlar?

Neden bazı ülkeler nüfusları ile orantısız bir tüketim etkinliği içindedirler?

Yine bu bazı ülkeler duruma göre askersel güç kullanma gereksinimini neden duyarlar?

Neden, aynı zamanda kültürlerini de dünyanın uzak köşelerine yaymak isterler?

Vergilendirme konusunda kendi yurttaşlarının yanı sıra başka ülkelerin insanlarını da etki altına alma çabaları yalnızca bir rastlantı mıdır?

Para basmak” tutumbilim açısından yanlış bir eylemken, neden bazı ülkeler “para basmalarına” karşın yanlış yapmış olmazlar? Hatta, bu eylemleri zamanla paralarını dışsatım aracına dönüştürme becerisine bile dönüşürken kendimizce araştırmaz mıyız bu yanlışın verdiği doğru(!) sonucun gizini?

Gözlerinizi kapatıp da düşünürseniz eğer, yukarıda sayılanların dünyanın bir çok ülkesinin yanı sıra ülkemizin de acı bir gerçeği olduğunu kavramanız güç olmayacaktır.

İkinci Dünya Savaşı'nın hemen ertesinde “şekillendirilen” dünyada başlatılan “yayılmacı” doğrultulu girişimler “soğuk savaş” dönemine özgü engeller karşısında güçlükler yaşasa da, geçen yüzyılın son on yılı ile birlikte artan bir ivme yakalamış gibidir.

Karşıtsızlık” ve bu ortamda tüm dünyaya pompalanan “akıldışı” çözümlerin etkisiyle olmalıdır ki; dünyamızın belirli bölümleri dışındaki kesimlerinde uyanışa ilişkin bir umut ışığı yok gibidir.

Çok da ironik bir şekilde, bu akıldışı dizgenin oluşumu sürecinde izlenen yol ise yararlananlar ve kurgulayanlar bakımından son derece akılcı, sabırlı ve kararlı bir eylemin ürünüdür.

Bu kıskaç ve karmaşadan kurtulmak da bu oranda akılcılık ve kararlılık gerektirecektir.

Yayılmacılar bakımından başarı olan bu süreçte, silah kullanılarak ya da kullanılmayarak tutsak edilişte ülkelerin içine sokulan Truva At'ları da son derece önemli rol oynamaktalar!

Kimler yok ki; o Truva At'larının içlerinde?

İş adamından sendika önderine, siyasi partilerden adı “sivil” toplum örgütlerine, gazetecisinden, yazarına, hekiminden hukukçusuna, esnafından akademisyen etiketlisine geniş bir toplumsal kesit görmek şaşırtıcı olmaz Truva At'larının içinde

Bu çok kesimliliğe karşılık, toplumu yönlendirme ve uyarma bakımından işlevi benzersiz olan “medya” farklı bir yere sahip olmalıdır.

Kısacık bir ideleme ile ülkemizdeki medyayı gözlerinizin önüne getirirseniz ne demek istendiğini anlamanız güç olmayacaktır.

Demokratik sistemin “üçlü sacayağı” olan birey yoksullaştırılarak istencini kullanamaz duruma getirilirken, sacayağının ikincisi olan medyanın bu edilgenleştirmedeki rolü yadsınabilir mi?

Bu “dikensiz gül bahçesi”nde sacayağının üçüncüsü olan yargı, laiklik, anayasa gibi öğelerin alt edilmesi de güç olmayacaktır.

Yukarıda sıralanan sorular 2008 başında usumuza gelenler değil.

Uzunca süredir usumuza gelen sorular.

Bu gidişle, 2009'da da, 2010'da da usumuza gelmeyi sürdürecekler!

Bu soruları usumuza getirmekle kalmayıp, yanıtlarını üretmek de, bununla da kalmayıp söz konusu soruların yarattığı sorunlarla baş etmek gündemimizin başat konusu olmayı sürdürmelidir!

Yoksa! Yaşamımızın daha da kararması kaçınılmaz olacaktır.


 

CEYHUN BALCI, 01.01.2008


 

Yukarıdaki soruları üretmeme de esin kaynağı olan bir kitabı okumanızı öneririm.


ŞİRKETOKRASİ, John PERKINS, April Yayınları, 2007.