|
BAYRAM KONUĞU
Uzaktakileri
yakınlaştıran, hasretleri sonlandıran ve karşılıklı konukluklarla
sıcaklık yaratan bayram!
Andığımız yönü ile coşku
kaynağı gibidir bayram. Bir kaç günlüğüne de olsa, gündelik yaşamın ve
ülke sorunlarının biraz olsun geri plana atılabilmesine gerekçe olan
bayram.
Bu bayramda,
türdeşlerimizin yanında sıra dışı bir konuğumuz da var. Çağrısız bir
konuk. Hiç görmemiş olsak da yüzünü, çıkardığı sesten biliyoruz ki; o
bizim konuğumuz! Balkondaki yuka çiçeğinin yaprakları arasında
konuşlanan sıra dışı konuğumuz gün boyunca sessizliğini koruyor. Gün
battıktan sonra, salon ışıkları açılmazsa hemen sesli etkinliğine
başlıyor. Ama, ışıklar açıldığında yine susuyor.
Gece yatarken ışıkları
kapattıktan bir süre sonra etkinlik kaldığı yerden sürdürülüyor sıra
dışı konuğumuzca!
Bilgisunar ortamından
(internet) edindiğim bilgilere göre, çıkan ses konuğumuzun kanatlarını
biri birine sürtmesinden kaynaklanmaktaymış. Ağustos böceği, çekirge
benzeri bir konukmuş bizimki. Bu ses, karşı cinse çağrı niteliğindeymiş.
Karşı cinsten bir üye,
bu çağrıya karşılık verir de buluşurlarsa bıraktığı larvalardan çıkan
yeni kuşak üyeler acıklı bir sona da yol açıyorlarmış! Dünyaya gelen
böcekler, bu sesi çıkartan ebeveynlerini yiyerek yaşamlarını
sürdürüyorlarmış.
İlginç bir döngü! Biz
insanlara tanıdık olmayan. Yeni kuşağın yaşam bulması için kendi
yaşamını ortaya koyan bir önceki kuşak. Bir özveriden çok, soyun
sürdürülmesi yolunda bir içgüdüsel davranış olmalı.
Sesli çağrı karşılık
buldu mu bilemiyoruz! Ama, bildiğimiz her gece heyecanla konuğumuzun
sesini kulağımızı dört açarak beklediğimiz.
Şehitlerimizin yarattığı
buruklukla pek de kutlayamadığımız bu bayramda farklı bir coşku
yarattığı için konuğumuza şükran borçluyuz!
Bir de giderek doğal
yaşamdan koptuğunu düşündüğümüz kent yaşamının, doğanın huzur ve
dinginlik veren güzel yüzünü anımsaması da bir o kadar coşku verici
değil mi?
Bu yazıyı okurken, fonda
“bayram konuğu”muzun sesini de işiteceksiniz!
CEYHUN BALCI, 13.10.2007, İZMİR
|