|
KRALA
MADALYA
Dün on kasımdı. Hemen
herkes Atatürkçü oldu. İçtenlikten ve ilkeden yoksun da olsalar, bir
günlüğüne ödün verdiler düşüncelerinden.
Bu durumun yarattığı
olumlu hava ile rahat bir gün olacağını düşünürken, gazetelerden
devletimizin konuk Suud kralına “Onur Madalyası” taktığını
okuyunca keyfim kaçtı.
O Suud kralı ki; bir
uçak dolusu adamı ile gelen ve geldiği gibi görgüsüz davranışları ile
gündeme oturan. Ve bir o kadar da “nezaket yoksunu” olan. Anıt
Kabir’e çıkmama konusundaki kararlılığı ile!
Devletler kendi
uluslarına ve ülkelerine olumlu katkıları madalya ve benzeri manevi
ödüllerle karşılıksız bırakmazlar. Simgeseldir bu madalyalar.
Kendimce belleğimi
yokladım. Suud kralı biz Türklere ve ülkemize ne gibi bir katkıda
bulunmuş olmalıdır ki; bu madalya ona takılmış olsun!
Kesin olarak bilmemekle
birlikte, yüksek olasılıkla “parasal” bir nedene dayanıyor
olmalıdır bu ödüllendirme.
Ülke petrol varlığı ile
dünya varsılı olsa da sayıları onbinleri bulan kraliyet ailesi dışında
kalan halk sözcüğün tam anlamı ile ortaçağı yaşamaktadır. Hem sosyal hem
de ekonomik anlamda.
Toplumun yarısı demek
olan “kadın” evine ve erkeğine tutsaktır. Diğer yandan, onca
varsıllığa ve kişi başına düşen yüksek gelire karşın bebek ölüm oranı %
0.55 gibi yüksek bir orana sahiptir.
Katı şeriat kuralları
ile yönetilen ülkede bu kurallar yoksul ve zavallı halk içindir.
Kraliyet ailesi için geçerli olmayan bu kuralların yanı sıra,
yozlaşmanın ve çürümenin akla zor gelir uç örnekleri de bu sınırlı
sayıdaki toplulukta sıradan duruma dönüşmüştür.
Suudi Arabistan öteden
beri, emperyalizmin bölgedeki en güvenilir ortağıdır. Bu nedenle olmalı,
demokrasi yokluğu, sosyal ve ekonomik geri kalmışlık hiç sorun değildir
batılı uygar dostları için.
Bir yandan dinsel
ögeleri öne çıkartan bu kabile devleti, öte yandan da tarihe ve geçmişe
de alabildiğine saygısızdır. Mekke’de Kâbe manzaralı otel yapımı için
Osmanlı kalıtı kalenin yıkılmış olması bu duruma en canlı örnektir.
Yukarıda anılan
özellikleriyle Suudi Krallığı ve başındaki Kral olsa olsa “Ortaçağ
özlemcileri”nin bağlaşığı olabilirler.
Takılan “onur
madalyası” bu bakımdan anlamlı olmalıdır.
Bu tuhaf ödüllendirmenin
Atatürk’ü andığımız bu haftaya rastlaması da bizlere verdiği acıyı
katlayan bir etkendir.
Oysa, geçen yüzyılın
başındaki güç koşullarda emperyalizmi dize getiren ve yalnız bölgesi
için değil dünya için de onur anıtına dönüşen Türkiye Cumhuriyeti bu
kazanımlarını elde etmedeki rolü tartışılmaz olan Ata’sını anarken,
böyle bir madalyayı, bir bakıma onun izinden gittiğini de
düşünebileceğimiz Hugo CHAVEZ ya da Evo MORALES’e taksa
daha iyi olmaz mıydı?
Simgesel gibi görünse
de, Suud Kralına madalya takılması, Türkiye’nin kimliğini, kişiliğini ve
onurunu yitime noktasında olduğunun belgesi gibi görünmektedir.
CEYHUN BALCI, 11.11.2007
|