ULUSAL DEVİNİM

 
Ana SayfaBaşlarken...YazılarGezginYararlı BilgilerÖzgeçmişÇerçeve

 

HALK OY(A)LAMASI!

Alışmamız gereken(!) halk oy(a)lamaları dizisinin ilkine on gün kaldı.

Hatta, bu oylama gümrük kapılarında başlamış durumda. Ancak, halka sorulanın, halktan evet ya da hayır demesi istenenin  ne olduğu konusunda düşüncesi olan var mı?

On gün sonraki halk oylamasındaki kimi soruların içeriğinin değiştirilmeye çabalanması da bir başka “acıklı-gülünç” durum olmalı!

Çok önemli, yaşamsal nitelikteki kimi kararlarda doğrudan halkın görüşüne başvurulması   bilinen bir yöntem. Ancak, halka danışılırken yöneltilen soruların da bir o kadar açık, anlaşılır olması olmazsa olmaz bir gereklilik değil mi?

Benim anımsadığım son halk oylaması yaklaşık yirmi yıl önce yapılanıydı. Oniki eylül süreci ile yasaklı konuma düşen siyasilerin, siyasete geri dönüşüne ilişkin olarak sorulmuştu halka. “Evet mi?”, “hayır mı?” diye! Yine anımsayabildiğim kadarı ile bir seçim  propagandasına benzer bir süreç  yaşanmıştı. Karşıtlarla, yandaşlar halkın oyunu etkilemek adına düşüncelerini ortaya koymuşlardı. Sürecin sonundaki oylamanın sonucu da milimetrik bir farkla  belirlenmişti.

Ongün sonra, Türkiye’nin yönetim dizgesinde köklü bir değişiklik yapması olası bir sonuca da gebe olan bu oylamaya ilişkin yandaş ya da karşıt  kamuoyu oluşturma girişimine tanık oldunuz mu?

Halkoylamasının doğası gereği olan bir çok gereklilik ortada yokken, topluma dayatılan önyargılı seçenekler için söylemler de eksik değil. “Bayramınız kutlu, oyunuz evet olsun!” duyduklarımızdan birisi.

Bunca karışıklığın ve belirsizliğin egemen olduğu, toplumun ne sorular ne de sonuçlara bağlı olarak ortaya çıkması olası durumlara  ilişkin olarak bilgilendirilmediği bir “halk oylaması” gerçek amaca katkıda bulunabilir mi?

Dahası, “halk oylamaları” dizisine hazırlanmamızın gerekli olduğu söylenen şu günlerde, böylesi bir başlangıç anlamsız olduğu kadar tehlikeli de değil midir!

Bu halk oylaması, bir halk oylamasının gereklerini içermemesi, halkın yaşamsal bir konudaki kararını oluşturmada eşitlikçi bir fırsat sunmaması yanında, hukukun ayaklar altına alınması, sözüm ona halka başvurulurken halka  saygısızlık içermesi bakımından da tarihteki yerini alacaktır. Elbette, bir utanç sayfası olarak!

Bu halk oylamasına başvuranların da bundan sonraki olası oylamaları tasarlayacak olanların da gerçek anlamda “halkın düşünce”sinden çok kendi ereklerine giden yolda “halkın payanda” olmasına gereksinim  duydukları gerçeği göz ardı edilmemelidir.

İçeriği ve doğurabileceği sonuçlar bir yana, bu halk oylamasının uygulanış biçimi ve hukuk dışılığı ona “geyri meşru” bir nitelik kazandırmaktadır. Bir bakıma, suç işlenmektedir bu yolla.

Bu noktada, on gün sonra yapılması tasarlananın bir “halk oylaması”ndan çok “halk oy(a)laması” olduğunun altını çizmekte yarar görüyorum.

Konuya bir de bu açıdan bakmakta yarar yok mu?

 

CEYHUN BALCI, 10.10.2007