ULUSAL DEVİNİM

 
Ana SayfaBaşlarken...YazılarGezginYararlı BilgilerÖzgeçmişÇerçeve

           

YİRMİDOKUZ EKİM...

Yirmidokuz ekim biz Türklerin son devletinin  doğum tarihi olarak en büyük bayramımızdır.

Ancak, son yarım yüzyıldan bu yana en büyük bayramımızın üzerine düşen gölge içinde bulunduğumuz bugünlerde iyice koyulaşmıştır.

Geçen hafta yaşadığımız terör saldırıları ve yitirdiğimiz gencecik fidanlar bu koyulaşmanın bir nedeni olmakla birlikte bir başka neden daha var ki; gözardı edilmemeli!

Çok değerli bir yurt olduğu için, Anadolu, var oluşundan bu yana çatışmaların, kavgaların ve savaşların alanı olagelmiştir.  

Şehitlerimizin acısı kadar önemsenmesi gereken ve içimizdeki burukluğu katlayan neden de o şehitleri vermemize yol açan, duyarsız, aymaz ve dışa bağımlı yönetim anlayışıdır.

Geçen hafta sonunda hepimizi yasa boğan terör saldırısı kimbilir bu topakların tanıklık ettiği kaçıncı hıyanetti?

Dış kaynaklı saldırganlık ve bu eşsiz yurda egemen olma girişimleri bizlerin  hiç de yabancısı olmadığımız durumlardandır.

Ancak, bizlerin acısını ve öfkesini katlayan bu dış kaynaklı saldırı ve kurgulara içimizden verilen destekler olmuştur. Üzerinden bir hafta geçtiği halde, neyin, nasıl, kime, ne zaman yapılacağı konusunda kararlılık olmadığı ortadadır.

Askeri kanat da içinde olmak üzere vurgulandığı gibi, bu yurdun korunması konusundaki yöntem ve buna ilişkin karar için “dış onay” arayışı tüm hızı ile sürmektedir. Terör derdini başımıza saranlardan o derde umar beklemek “aymazlık” değilse nedir?

Düşünmeden edemiyorum! Geçen yüzyılın başında paylaşılmış, tutsak edilmiş ve sömürgeleşmeye doğru yuvarlanmış ülkenin kurtuluşu için Samsun’a çıkanlar, oradan yollara düşüp Anadolu’yu karış karış dolaşıp kurtuluşu örgütleyenler, sonrasında işgalciyi denize döküp, Cumhuriyet kuranlar, bununla da yetinmeyip insanlarını “kul olmaktan” kurtarıp  “yurttaş” yapan devrimleri yaşama geçirenler  birilerinin onayına gereksinim duymuşlar mıydı?

Ülkemiz üzerine düşen koyu gölgenin giderek karanlığa dönüşme eğilimi gösterdiği bu 29 ekimde  “Bayramınız kutlu olsun!” diyemeyeceğim.

Bugün tam da 29 ekimi kutlanabilir kılmak için edilgenlikten kurtulup duruma el koyma eylemine geçme fırsatı  değil midir?

Neden mi?

Elbette, başımızı dik tutabilmek, onurlu ve gururlu yurttaşlar olmayı sürdürebilmek  için.

 

CEYHUN BALCI, 28.10.2007