ULUSAL DEVİNİM

 
Ana SayfaBaşlarken...YazılarGezginYararlı BilgilerÖzgeçmişÇerçeve

 

BİLİSİZLİK Mİ, KÖTÜ NİYET Mİ?

(GAF-LET)

Buş Başkan, değişmez takıntısı Küba ile ilgili kimi inciler döktürmüş yine. İnsanların baskı altında olduğuna vurgu amacıyla Küba’da üç kişi bir araya gelse soruşturulacakları ve kovuşturulacakları gibisinden fanteziler üretmekten de geri kalmamış.

Kendi  tanıklığımla belirtmemde yarar var. Küba bizlerin alışageldiği daha doğrusu koşullandırıldığı gibi bir ülke değil. Yaşama ilişkin hemen her şeyin gerçek görünümü dışında sunulduğu ve hatta yaldızlandığı durumlara alışkın olan bizler, dış görünüşten çok niteliğe önem veren Küba’yı fazlaca “yalın” daha doğrusu gösterişsiz bulabiliriz.

Küba’ya ilişkin pek çok gezi yazısı söz birliği etmişçesine, Küba’yı “Zamanın durduğu ilke!” olarak niteler. Sokaktaki çok sayıda eski model otodan kaynaklanan bir izlenim olduğunu da anlamanız güç olmaz bu nitelemenin. Oysa, sokaklarda halâ çalışır durumda olan modelleri 1950’lere varan eski otolar bir yandan ambargoya bağlı zorunlulukların göstergesi ise de, diğer yandan da Küba’da geçerli olan ve gönencin gerçek göstergesi olan farklı ölçütlerin öne alınmasının doğal bir sonucudur.

Buna bağlı olarak, Küba’da gerçek anlamda gönence ve insana yapılan yatırımı ilk bakışta fark etmeniz kolay olmayabilir. Bunu anlayabilmek, biraz da emek harcamanıza ve farklı bakış açısına sahip olmanıza da bağlıdır denilebilir.

Sayılar çok şey anlatacaktır. On milyonu biraz aşan Küba nüfusu % 100 okur yazar bir toplumdur. Yetmişbin hekim vardır küçük Küba’da. Sağlık, hiç ayrıcalıksız sosyal bir hizmettir. Bununla da kalmaz Küba. Tüm Latin Amerika’ya hekim yetiştiren bir ortamdır. Havana’daki Amerikalar Tıp Okulu’nda irili ufaklı bir çok ülkeden binlerce hekim adayı öğrenim görmektedir. Aralarında, ABD’liler bile vardır. Bebek ölüm oranı Amerika kıtasında Kanada ile birlikte en düşük olan ikinci ülkedir.

Biyoteknoloji, ilâç ve aşı üretimindeki özgün çalışmaları dünyaya örnek olacak niteliktedir. Üstelik, arzu eden her ülke ile bu alandaki bilimsel paylaşıma da açıktır Küba!

Başkan Buş, Küba’ya ilişkin bir söylevde “Viva Cuba libre!” (Yaşasın özgür Küba!) diyecek yerde, “Viva el Cuba Libre!” (Yaşasın Küba kokteyli!) deyivermiş.(Cumhuriyet, Dış Haberler, 05.11.2007)  Bir bakıma, çok ilgi duyduğu izlenimini vermeye çalıştığı bu konuda, gerçekte “bilisiz” olduğunu da ortaya koyuvermiş, belki de farkında olmadan!

Küba’lıların cehennemde yaşadıklarını ileri süren, Buş’un ülkesinde kırk milyon kadar sağlık güvencesiz insan olduğunu söylersek çok şey anlatılmış olacaktır. Yine, azımsanmayacak sayıda insanın okur yazar bile olmaktan uzak olduğunu söylemek şaşırtıcı olsa da, acı bir gerçeğidir, süper güç ABD’nin.

Ülkemize dönersek, çeyrek yüzyıldır başımızda olan terör derdi, uzunca bir aradan sonra yeniden tırmanışa geçti son aylarda.  Son bir kaç haftada yaşanan saldırılar “bardağı taşırma” noktasına getirdi.

Ama, bu son bir kaç haftalık süreç bize acı gerçeklerle yüzleşme fırsatı da sunmuş oldu.

Belki, şu an ülkeyi yönetenlerin sinikliği ve beceriksizliği olarak da algılanabilir. Ama, gerçek ortada. Kendi varlığımızı sürdürme konusunda başkalarının onay, yardım  ve hatta izinine gereksinim duyar olduk.

Bugün, (hem de şu sıralarda) Atlantik’in karşı kıyısındaki güçten başımızın en büyük derdi ile ilgili umar arayışı içindeyiz. Öyle ki, büyük ölçüde görgüsüzlük yansıması olan görüntüler yansıyor televizyonlarımıza. Haber bültenleri bile, Beyaz Saray manzaralı  Vaşington sokaklarından yapılmakta bugün.

Elbette, uluslararası ilişkilerde işbirliği, başkalarına danışma ve belki onların deneyimlerinden yararlanma gibi seçenekler vardır. Kullanılmalıdır da!

Tüm bunlar yapılırken akıldan çıkartılmaması gereken en önemli şey, böylesi ilişkilerdeki karşılıklılık ilkesi değil midir?

Oysa, bu ilke hiç bir şekilde gözetilmezken, tersine tek yanlı çıkarların öne çıkartıldığına üzüleek tanıklık etmekteyiz.

Ama, bir nokta daha var ki; değinilmeden geçilmez! 

Bugün, ülkemizin varlığı, bütünlüğü ve dirliği yolunda kimilerine göre işbirliği aradığımız kimilerine göre de onay ya da izin beklediğimiz ülkenin önderini de irdelemek gerek!

Şu sıralarda, yarım yüzyıldır yanı başındaki “çıban başı” olarak gördüğü Küba ile uğraşan, ilgili olduğu izlenimini vermeye çalışan ülke ABD önderi, kendisi için yaşamsal önemde gördüğü bu ülkeye ilişkin söylemleri ile insanı şaşırtıyor.

Bilisizlik mi yoksa kötü niyet mi? Ya da her ikisi de mi?

Her bir olasılık da kendince dehşet verici sayılmaz mı?

Biz, bugün, böyle bir öndere sahip ülkeden onay ya da izin arayışı içindeyiz.

Acı ama kaçılamayacak kadar da gerçek!

Hiç de onur ve gurur verici olmasa gerek!

 

CEYHUN BALCI, 05.11.2007