ULUSAL DEVİNİM

 
Ana SayfaBaşlarken...YazılarGezginYararlı BilgilerÖzgeçmişÇerçeve

 

 

MAYINLAR

Mayın,  basınca duyarlı patlayıcı olarak tanımlanmış sözlükte. Karada ve suda kullanılabilen tipleri var.

Mayını yapan da, satan da ve belki bağışlayan da,ve elbette patlatan da “insan!” Son yıllarda, taktik ve strateji değiştiren PKK terör örgütü sayesinde mayınla olan tanışıklığımız artmış oldu. Gün geçmedi ki; mayınla hem de uzaktan patlatılanı ile şehit vermemiş olalım!

Mayının yoğunluklu olarak kullanılmaya başladığı bu süreçte, her nedense kara mayınlarının yasaklanmasına ilişkin uluslararsı sözleşmelerden söz edildiğine tanık olduğumuzu anımsamıyorum. Hemen her şeyimizi her türlü çıkarımızı, kısacası yaşamımızı egemenliği altına alan uluslararsı kimi kural ve antlaşmalar yerli yersiz gündemdeki yerini korurken 1996 ve 1997’de Ottawa ve Brüksel’de yayımlanan bildirgelerle mayınların yasaklanmasından bırakın söz etmeyi, bu uluslararası antlaşmalardan haberdar bile olamadık. On yıl önce, uluslararası antlaşmalarla yasaklanan kara mayınları nasıl oluyordu da birden bire bizim Güneydoğu’muzdaki eylemlerin başat ögesi olabiliyordu?

Yukarıda andığım sözleşmeler kara mayınlarının üretimini, satışını ve hatta depolanmasını bile yasaklamaktayken, nasıl oluyor da PKK terör örgütünün eline bolca geçebiliyordu?

Dünyanın başlıca mayın üreticilerine de değinmek kaçınılmazdır. ABD, İtalya ve özellikle PKK tarafından da ürünleri yoğun olarak kullanılan Singapur. Sakız çiğnemenin parasal yaptırım ile yasaklandığı uygarlık sembolü Singapur. Bitmedi! Singapur’daki mayın üretiminin önemli bir ortağı da ülkemizde bankacılık sektörüne giren bir Hollanda-Belçika ortaklığı. Bu bağlamda, ülke olarak mayını birikimlerimizle finanse ettiğimiz söylemek yanlış olur mu?

Görünüm bu denli yalın ve ortada iken, Avrupa’dan ve hatta Atlantik’in karşı kıyısından onay bekleyen yaklaşım anlaşılır gibi midir?

Adını koymak gerekirse, “dost bildiklerimiz” değil midir, hem elimizi kolumuzu bağlayıp hem de bize saldıranları özendirmekle kalmayıp saldırı araçlarıyla donatanlar? Tam da, “taşları bağlayıp, köpekleri salmak” örneğindekine uygun düşecek şekilde.

Bu kadar basit bir çelişkiyi bile sorgulamaktan kaçınan, gereğini yapmaktan uzak durmaya çabalayan ve deyim yerindeyse acınacak bir edilgenlik sergileyen bizlerin terörden yakınmak gibi bir hakkı olabilir mi? Bir bakıma, terörü çağırmış, “gel beni vur!” demiş olmuyor muyuz?

Güneydoğu’muzda askerimizi kahpece avlama aracına dönüşmüş bu yasak silahı, yanı başımızdaki mayınlardan ayrı düşünürsek hata etmiş oluruz.

Güneydoğu’da dağa, taşa mayın döşeyip can alanların içimizdeki destekçileri göz ardı edilirse, bu savaşımda bir eksiklik sayılmalıdır.

Bir kaç örnek vermeli!

Bırakın terörü kınamayı, teröre terör dememe konusundaki  “kararlılığı!” ile bilinen bir partinin bugün yaptığı açıklamayı anımsamakta yarar var. “PPK’yı kınamamızı isteyerek bizi bir hiç yapmaya çalışıyorlar” demişler açıklamalarında. Neresinden tutacağınızı bilemeyeceğiniz bir açıklama. Ama, belli ki; onlar da kabul etmekteler varlıklarının teröre ve o terörü üreten örgüte dayandığını. Bu bakımdan yararlı bile sayılmalı bu açıklama. Gerçek niyeti ve rengi ortaya koyduğu için.

Son bir kaç yılda, Türklerin ülkesi Türkiye’de “Türk olmak” ya da “Türküm” demek suç oluşturur oldu. En azından, böyle bir psikolojik baskı ortamı oluşturulmaya çabalandı.

Bir yandan dinci gericiler, diğer yandan etnik ayrılıkçılar ve öte yandan da kendine solcu, liberal ya da entellektüel yakıştırmasını yapanların inatla kullanıma sokma çabasına giriştikleri “Türkiyeli” olma ısrarına ne demeli?

Güneydoğu’daki mayınlara odaklanıp da yanı başımızdakileri gözardı etmek hataların en büyüğü olacaktır.

Güneydoğu’daki mayınları etkisizleştirmek güvenlik güçlerinin ödevidir. Ama, yanı başımızdakilerin etkisizleştirilmesi de son derece karmaşık bir iş olup en az Güneydoğudakiler kadar ivedilikle uğraşılması gereken bir sorundur.

Ancak, bu noktadaki soru  şudur!

Yanı başımızdaki mayınları etkisizleştirecek bir istenç gerçekten var mıdır?

 

CEYHUN BALCI, 30.10.2007