|
|
||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
||||||||||||||||||||||||||||||
|
EKVATOR-TÜRKİYE HATTI Geçmişte örnek olmuş olmamız olası olan bir ülkeden, Ekvator’dan bir girişimi paylaşmakta yarar var. Özellikle, ülkemize yönelik dış kaynaklı ayrılıkçı saldırıların yoğunlaştığı ve yine bizlerin ne yapacağına karar vermekte zorlandığı bugünlerde anlamlı bir paylaşım olacağını düşünüyorum. Yer : Barselona (İspanya)(*) Görüntüler metro güvenlik kamerası ile alınmış. Gecenin geç saatlerinde olmalı ki; metro kompartmanında ikisi erkek üç genç var. Görüntülerde gençlerden birisi genç kıza yaklaşıp, kulağına bir şeyler söylüyor. Hiç de hoş olmayan şeyler söylediği besbelli. Genç yetinmiyor. Elle sarkıntılık da yaptıktan sonra, genç kıza bir tekme savurduktan sonra ilk durakta inerek kayıplara karışıyor. Bu arada, trendeki üçüncü kişi olan diğer genç utanç veren olayı izlemekle yetiniyor. Hatta, biraz da görmezden gelmeye çabalıyor. Genç kız Ekvatorlu. Saldıragn genç ise İspanyol. Olaydaki saldırganlığın kökeninde “ırkçılık” olduğu anlaşılmış. Olay yargıya yansımış. Bu kadrla da kalmamış. Okyanusun öbür yakasındaki Ekvator da resmi düzeyde olayın peşine düşmüş. Ekvator’un kadın Dışişleri Bakanı saldırıya uğrayan genç kızla görüşmek ve olayın peşinde olmak adına İspanya’ya gelmiş. Diplomatik düzeydeki girişimleri ile hem olayın üzerinin kapatılması olasılığına karşı herkete geçmiş, hem de kilometrelerce ötedeki bir yurttaşının uğradığı insanlık dışı davranışa karşı sessiz kalmayarak bir bakıma insanlık onurunun gereğini yapmış. Yüreğimizi yakan terör olaylarının etkisi ile bir süredir olağanüstü bir huzursuzluk duymaktayım. Sayısız yurttaşımız gibi. Sözüm ona komşu bir ülkeden yine sözüm ona dost ve bağlaşık ülkelerin açık özendirmesi ve yüreklendirmesinin de tartışılmaz etkisi ile ülkemize saldıran, onlarca insanı aramızdan alan bir uluslararası kurgu ile karşı karşıya olduğumuz “su götürmez bir gerçek” olmalı. İster isemez bir karşılaştırma yaptım. Birinci örnekte, okyanusun karşı kıyısındaki bir ülkede yalın bir yurttaşının hakkını arama adına diplomatik düzeyde devreye giren bir duyarlılık ve kararlılık! İkinci örnek olan bizimkinde ise, açıkça dış saldırı altında olan bir ülkenin ivedilikle ve kararlılıkla avır alması gereken önderlerinin “yürekler acısı” edilgenliği. Söyleme gelince “mangalda kül bırakmayan” ama eyleme gelince Talabani’nin kedileri kadar uysal! Böylelikle, inadırıcı olmaktan giderek uzaklaşan ve hatta aşağılanmayı ve ciddiye alınmamayı olağanlaştıran bir yetersizlik. Arada ne fark var diye sorulacak olursa, bir zamanlar sözcüğün tam anlamı ile “muz cumhuriyeti” olan bir Ekvator’un “başka bir dünya olası” sözünü doğrularcasına kararlı ve onurlu davranışı görmezden gelinemez. Diğer yandan ise, söylemesi bana acı veriyor olsa da, işgalci kovmuş, yeni bir ülke kurmuş, bireyi yurttaş hakları ile donatarak başı dik ve onurlu bir toplum kurmuş Mustafa Kemal önderliğindeki Türkiye’nin “zavallı konumu”! Acı da olsa gerçek budur. Ekvator’da “halkçı” ve “ulusalcı” bir yönetimden beklenebilecek bir duyarlılık. Türkiye’de ise, kendinden uzaklaşmış, tutsak düşmüş bir yönetimden kaynaklanan bir “aymazlık”. Bu örnekten yola çıkarak sorulacak soru şudur : “Bu aymazlık, duyarsızlık ve kararsızlık süreci şimdi değilse ne zaman sonlanacaktır?” Kafa yormaya, çabalamaya değer bir sorunsal olmalı! CEYHUN BALCI, 25.10.2007 (*) Özetlemeye çalıştığım olaya ilişkin ayrıntı ve görüntüler NTV’de 25.10.2007 akşamı yayımlanan ve Oğuz HAKSEVER’in sunduğu “Ve İnsan” izlencesinden alıntılandı. Yorumlar tarafımdan yapıldı. Fırsattan yararlanarak Ekvator’u tanıyalım. Üçyüz yılı aşan bir İspanyol egemenliğinden yaklaşık iki yüz yıl kadar önce kurtularak kurulmuş bir ülkedir. İspanya’dan ayrılmayı dillendiren ilk ülkedir.
Bu olumlu gelişmeyi ne yazık ki başka olumluluklar izlememiştir. Özellikle, yirminci yüzyılda, Ekvator diğer bölge ülkeleri gibi bu kez de ABD’nin pençesine düşmekle bir yandan arka bahçe olurken diğer yandan da biri birini izleyen askeri darbeler ve gerilimlerin kendini gösterdiği bir coğrafyaya dönüşmüştür. Hatta, yine bu kurgunun bir parçası olarak komşusu Peru ile savaşa bile tutuşmuştur. Adı muz cumhuriyeti olarak anılsa da petrol yatakları ile kendisi varsıl, halkı yoksul bir Latin Amerika ülkesidir. Diğer Güney Amerika ülkeleri gibi. Son yıllarda, tüm Güney Amerika’yı saran “başka bir dünya olası” eğilimi Ekvator’u da kapsama alanına katmış durumdadır. Bugünlerde, Ekvator’da halkçılık, ulusalcılık, bağımsızlıkçılık, başı dik ve onurlu olma eğilimi yükselen değerlerdir. Ülkemize gelince, kendi geçmişi ile çelişircesine yükselen tek yanlı bağımlılık, yayılmacı uşaklığı, başı eğildikçe eğilen ve ulusal onur kaygısızlığı yükselen değerler konumundadır. İşte bu farklar, yukarıda sözü edilen olaylardaki tepki ve girişim farklılıklarını da açıklar niteliktedir.
|
||||||||||||||||||||||||||||||