ULUSAL DEVİNİM

 
Ana SayfaBaşlarken...YazılarGezginYararlı BilgilerÖzgeçmişÇerçeve

 

CÜCELER!...

“Ey benim, dev memesinde cüceler besleyen memleketim”  (Bedri Rahmi EYÜBOĞLU)

Bedri Rahmi’nin  dizeleri bugünü anlatmak için biçilmiş kaftan gibi.  Son günlerde gözlerimizin önüne serilmekte olan ve her geçen gün bir yenisi ile tanışmakta olduğumuz cücelikler anlatılır gibi değil. Soluklarımız tutulmuş, “bu kadar da olur mu?” diye sorup duruyoruz hemen  her gün.

Kimilerine göre altmış yıldır, ama daha da doğrusu Atatürk’ün sonsuzluğa uğurlanmasını izleyen  süreçte “dev memeler” hep “cüceler” besledi. Elbette, bunun nedenlerine ilişkin çözümleme ayrı bir tartışma ve yazı konusu olur.

Güncele dönersek, son beş yılda belirginleşmekle birlikte “ağız ve iş birliği” içindeki çevrelerin de etkisi ile “cüceleşme” ve o cüceleşmenin başrol oyuncuları olan “cüceler” korundu, kollandı ve hatta “yüceltildi” bile!

Bugün gelinen noktada, manevra alanı giderek daralan ve masal dinleme konusundaki hoşgörüsü azalan halkın da kararlı yaklaşımı ile haketmediği yaldızlarla bezenen “efsane(!)” sona giden yola girmiş oldu.

Çok öncelere dayanan bir çok olumsuzluk gibi, bugün için terör konusunda kendini duyumsatan kararsızlık, onursuzluk ve diyet borçlusu görünüme ilişkin süreç bir anda ortaya çıkmadı. Gerçekte, bugünlere gelinmesinde etkili olan ama belki de çoğunluğun gözünden kaç(ırıl)an bir dizi olguyu yok sayarsak, bugünü anlama konusunda da yetersiz kalırız. İşte bir kaçı :

Dubai’de “para karşılığı” vazgeçilebilen ulusal çıkarlar...

Kuzey Irak’taki “çuval geçirme” eylemine sessizlik...

Üretim ve iş alanı yaratma yerine, halkın vergileri ile karşılanan “para kiralama” yöntemleri ile oluşturulan iskambilden kuleler...

Hem stratejik hem de vazgeçilmez olması gereken “ulusal varlık”ların elden çıkartılırcasına devri...

Kuzey Irak’ta son dönemdeki gelişmelere koşut olarak ovaya da inen ve bölge egemenliğinde önemli işlevler üstlenen “ayrılıkçı terör”ün göz ardı edilmesi...

Bununla da kalınmayıp, söz konusu terörist etkinliklerin siyasi destekçileri  konumundaki sözüm ona “bağlaşık” ülkelerle bu konuların hemen hemen hiç konuşulmaması...

Hatta, terör örgütü ve onları koruyup kollayanların  parasal kaynak edinme konusunda ülkemizi merkez seçmeleri karşısında sessiz kalınması ve olasılıkla da söz konusu ticari etkinlikler içinde doğrudan ya da dolaylı olarak bulunulması...

Şimdi “eğri oturup, doğru konuşmak” gerekirse, yukarıda bir çırpıda belleğimizden geri çağırdığımız kimi noktaları da göz ardı etmeksizin, şu saptamayı yapmak yanlış olur mu?

Süreç içinde yapılan bunca “hata(!)” (hata nitelemesi incelikli bir tanımlamadır, hata olarak nitelediklerimizin çoğunun bilerek yapıldığını da söylemek olasıdır), bir bakıma bugünkü edilgenliğin ve eli kolu bağlanmışlığın da açıklaması gibi değil midir? Kaldı ki; yukarıda andıklarımız kamuoyunca  bilinenlerdir.  Bir de, bilinmeyenlerin bulunabileceği olasılığı karabasan gibi bir durum olsa gerektir.

“Cüceler” ve yapıtları olan “cücelikler” bir yandan toplumun gözünden kaçırılırken diğer yandan da,  “demokratik kisve”aracılığı ile bir dönem daha sahnede kalmaları konusunda eşsiz olanaklara kavuşturulmuşlardır.

“Cüceler” ve yaratıları olan “cücelikler” geçen yüzyıl başında yayılmacı karşıtı savaş veren, onları ülkeden söküp atan, bununla da kalmayıp işbirlikçilerini de sonsuza dek tarih sahnesinden uzaklaştıran, devrimler ve atılımlarla “toplumsal dönüşüm” yolunda dev adımlar atan “devler”in ardılları olan bizlere yakışmıyor!

Her ne kadar, kimi zaman umutsuzluk ve umarsızlık bulutları yoğunlaşsa da, geçen yüzyılın başında paylaşılmış, ordusu dağıtılmış ve yok edilme noktasına getirilmiş bir toplumun “küllerinden doğduğu” gerçeğini hiç aklımızdan çıkartmamamız umutlarımızın başat kaynağı gibidir.

Bugünlerde sergilenmekte olan “cücelikler” toplumsal uyanışın tetiğini de çekebilir!

Yanılmamayı dileyerek...

 

CEYHUN BALCI, 24.10.2007